Herkes için bir başkadır elbet o gün... Benim için de öyle. 5-6 yaşlarında bir çocuktum ve çoğu şeyden haberim bile yoktu. Tek bildiğim, Beşiktaşlı babamın ve beni bu renklere aşık eden Galatasaraylı arkadaşı Emin amcanın heyecanıydı. Sokakta -solak olmamın da etkisiyle- Hagi, Hagi diye bağırarak top tekmeleyen bir çocuğun tek bildiği marştır benim için 2000... rerere rarara gassaray gassaray cimbombom...
İlk Galatasaray diye bağırdığımda 3 veya 4 yaşlarında olduğumu hatırlıyorum. Emin amca elinde kadife bir pantolonla gelmiş ve Galatasaraylı olursa bu pantolonu sana vereceğim demişti. Bana almıştı belli, verecekti de. Ama Galatsaraylı olmamı istiyordu şüphesiz. Bugüne kadar hiç bir kararımda bana karşı çıkmayan, destekleyen Beşiktaşlı babam da izin vermişti. Küçüğünü Beşiktaşlı yaparız demişti herhalde, yaptı da...
9 yaşında falandım. Çok sevdiğim Emin amca ALS hastalığına yakalanmış ve gözlerimizin önünde, sadece 10-15 gün içinde yaşamını yitirmişti. Cenaze için taziye ziyaretine gittiğimizde ilk defa dikkatlice incelemiştim evi. Her bir köşede Galatasaray vardı. Galatasaray bayrağı, vitrinde duran kocaman Galatasaray amblemli tabaklar, duvar saati, sarı kırmızı boyanmış bahçe kapısı... O gün daha fazla Galatasaraylı oldum. O günler iyi günler değildi, Galatasaray ekonomik olarak çöküyor, 6-0'lık ezeli mağlubiyet geliyordu ama ben daha fazla Galatasaraylı oluyordum. Evet, insanlar zor günlerde daha çok kenetlenir, daha çok bağlanırlardı ama ben çocuktum. Beni takımıma bağlayan bu kenetlenme gereksinimi değil Emin amcamdı. O zamandan beridir her Galatasaray maçını izler, Galatasaray'la yaşarım.
Konuyu fazla dağıtmadan; Uefa Kupası senesini final maçı hariç hiç hatırlamıyorum. Evet birkaç anım var ama hangi maça tekabül ettiklerini de bilmiyorum. O zamana dair tek ve en önemli hatıram; Popescu'nun penaltısı ve Arsenal maçı sonrası babamın omuzlarında rerere rarara gassaray gassaray cimbombom diye bağırışlarım ve babamın eşlik edişi... O zamanki maçların hepsini, tek tek sonradan izledim ve keşke dedim. Keşke o anları adam gibi yaşayabilseydim. Şimdi tekrar avrupa zaferi kazanacağımız günü bekliyorum. Büyük bi çocukluk hasretim.
O döneme ait tüylerimi diken diken eden onca şeyden en önemlisi sizlerle de paylaşmak isterim; Arsenal maçı öncesi Fatih Terim'in yaptığı konuşma. Gerek futbolcu gerekse teknik direktör olarak bu takıma yıllardır hizmet eden, uzun süre kaptanlık pazubandını taşımış; ayrı bir duruşu, karizması olan İmparator'un, Grande'nin o konuşması... Bu konuşma Galatasaray'ın tarihinin değişimini sergileyen çok önemli bir konuşmadır. Hem yazılı hem de videolu olarak vereceğim bu konuşma her okuduğum/izlediğimde benim tüylerimi hala diken diken eder...
Bi de şu var tabii; "Haydi oğlum, haydi oğlum haydi Popescu haydi... Gooool, gol Levent'cim gol! Korkunç bişey! Allah'ım sana şükürler olsun. Allah'ım sana şükürler olsun, Uefa Kupası 99/00 sezonunda bizim sayın seyirciler..."